Yıkım Ekibi Kaçak Çatıda - Ensest

örevli olduğumuz yerde hakkında yıkım kararı alınmış kaçak bir çatıyı yıkmaya gittik. Aslında bu bizim görevimizdi ama kimseye zarar vermek de çok hoşumuza giden bi’şey değildi.

Herzamanki gibi hazırlanıp yola çıktık. Olay yerine varınca ekip çıkmadan önce kaçak kata çıkıp kontrol etmek istedim. En üst kata çıktım ve kaçak kısmı görmek istediğimi söyledim. Kapıyı açan yaşlı bir kadındı ve elimde telsizi görünce telaşlandı. “Ben bilmiyorum zaten bu işlerden anlamam” diyerek geçiştirmeye çalışırken olayı duyan kızı geldi. Ben durumu izah edip içeriyi görmem gerektiğini söyledim. Yaşlı kadın da ev sahibine haber vermek için aşağıya indi.

Kızcağız tatlı, esmer ve en fazla 19 yaşlarında bir dilberdi. Üzerindeki uzun etek, bol bluz ve tülbenti köylü havasını ortaya çıkarırken yeni sertleşmiş göğüsleri bluzundan belli oluyor, en tatlı masumiyetini bir anda bitiren dolgun kalçaları artık kadın olduğunu vurguluyordu.

Tüm odaları gezdikten sonra üst katta yıkım yapılacağını söyledim. “Gerekiyorsa eşinize haber verin” diyerek ilk yoklamamı yaparken tüm saflığıyla “ben evli değilim, babama söylerim” demesi hem bana güven vermiş hem de “ben de bekarım” diyerek kur yapmamı sağlamıştı.

Son baktığımız odayı biraz inceledim hemen girişte telaşla unuttukları belli olan çamaşır sepeti dikkatimi çekti. Saf güzelin bakışları arasında eğilip çamaşırını aldım ve tacizkar bir bakış atarken çamaşırını kokladım. Utançtan kızaran güzel, dış kapıya doğru giderken hemen arkasından koşup kapıyı kapattım. Çamaşırın elimden almak istedi ama tabii ki vermedim.

Her an annesinin gelebilecek olması tazemi telaşlandırmıştı. Çamaşırı uzanıp almasını istedim ve çamaşırı her uzanışta kaçırdım. Sonunda çamaşırını önüme yaklaştırdım tam elini uzattığı anda çektim ve böylece heyecandan sertleşmiş kamışı kavramasını sağladım. Önce elini çekti ama çamaşırını vermeyeceğimi ve annesinin gelmek üzere olduğunu hatırlattım.

Saftı ama yapması gerekeni o da anlamıştı. Biran önce kurtulmak için telaşla sarılmıştı alete. Acemiliği ise kavrayışından belliydi. Elini tutup kaldırdım ve diğer elimle beline sarıldım, sepette bulduğım çamaşırı yere atmıştım ama benim asıl derdim dolgun etlerini kavrayan eteğinin üzerinde izi belli olan çamaşırıydı.

Belini sıkıca sardıktan sonra dudaklarına yapıştım ve dilberi duvara yasladım. Bir elim boynunda ve dudaklarını öpüşüm kolaylaştırıken diğer elimle de beline sarılmış ve tazeyi duvara tam olarak yapıştırmıştım. Zaten sertleşmiş zekerimi eteğinin üstünden bacak arasına dayadım. Boynundaki elimi de beline doğru indirken iki elimle de iyice sırtını sıvazlayıp oradan da yeni sertleşmiş memelerini avuçladım. Dudaklarını nefessiz bırakacak kadar emerken, ellerim hâlâ tatlı göğüslerinde, zekerim bacak arasındaydı.

Ellerimi göğüslerinden beline kadar indirip, o etli kalçalarını kavradım. Duvara yaslanmış bir vaziyette kalçalarını sıkıca kavrarken bacak arasına bastırıyor olmam köylü güzelini iyice sıkıştırıyordu. Zaten zaman azdı ve her an biri gelebilirdi ama ben bu taze kadına ve bu masum gözlere dayanamıyordum. Elimi eteğinin arkasına atıp fermuarını çözdüm ve bu sırada dudağından boynuna dilleyrek indim, bol bluzunun düğmelerini bir hışımda çözdüm ve çatalı emmeye başladım.

Köylü dilber bu hıza ve heyecana alışık değildi. İncecik eteği ve çamaşırının üstünden zekerimi hissediyor ve keyif alan iniltileriyle beni coşturuyordu. Fermuarını açtığım eteğin gevşemesiyle ellerimi rahatça arkaya atıp butlarını avuçlamıştım bile. Ancak bir anda irkildi ve her an annesinin gelebileceği endişesiyle kendisini soymamamı istedi. Oysa bu tad bırakılmazdı.

Böyle anlarda çözüm hızlı bulunur. Eteğini çıkarmaya ne gerek vardı ki? Fermuarımı açıp zekeri çıkardım, yüzünde ilk defa erkek kamışı görmenin
heyacanını okurken aleti eteğinin altından çamaşırına yaslamam hem heyecan vermiş hem de onu soymadığım için rahatlamıştı.

Zaten açık olan göğüs çatalından dillerken bol bluzu sayesinde diri memelerine de kavuşmuştum. Eteğin altından daldırdığım kamışım kızlığına baskı yaparken belini sıkıca kavramış ve göğüslerini emmeye devam etmiştim. Hızlı nefes alış verişleri iniltilerle birlikte gelmiş ve kilodunun arasından mahremine ittiğim penis onu hiç tanımadığı bir hisle tanıştırmıştı.

Sıkıca kavradığım beli kaçmasını engellerken hâlâ göğüslerini emiyor olmam onu hareketsiz bırakmış adete yasladığım duvara hapsetmişti.
Kapıya yakın olduğu için çok fazla inleyememesi bir yana yalvaran gözlerle bakışları bir yanaydı.

Artık çok az vaktimiz kalmıştı. Belimin bütün ağırlığıyla kızlığına bastırdım ve ilk batırışta kadınlığını kasarak girişi engelledi. Ama ben ısrarcıydım. Belinden kalçalarına inip butlarından avuçlayarak sertçe kendime çektim. Ayaklarının biraz yerden kesilmesiyle dikkati dağılmış ve kasılan mahremi boş kalmıştı tabii bu sırada zekerim içine girmişti bile…

Ani bir hareketle boynunu arkaya yaslayıp genç bir tay gibi titredi ve inledi. Sıkıca boynuma sarıldı ve kendini kasmayı bırakarak teslim oldu. Lop etleri her vuruşumda titriyordu.

Bu sefer ben de ona sarıldım. Tam bir kavuşma pozisyonuydu. Soğuk terler döken teni kavruluyor, zekerin her girişinde kısılan gözleri ve alnında parlayan ter damlalarını orgazmın gelişini haber veriyordu. Derken bacaklarını sırayla yerden kaldırıp belimi bacaklarıyla doladı. Tüm ağırlığıyla kamışıma oturması hem bana haz veriyor hem de kamışın daha derine girerek zevk veren dolgunluk hissini arttırıyordu.

Artık annesinin gelmesi an meselesiydi. Her girişimle inliyor, arkasındaki duvara yaslanmış bir vaziyette kısık gözlerle bakıyor ve kimseyi duymayan bir sakinlikle titriyordu. Kamışıma gelen ve bir anda püskürür gibi çıktığını hissettiğim meni sıcak vajinasına ve rahmine doluyordu.

Yüz ifadesindeki haz, artık o köylü dilberin kadınlığını onaylarken bacaklarından ayaklarının dibine inen kızıllık bekaretten olgunluğa geçişini temsil ediyordu adeta…

Tam o sırada zil çaldı ve zekeri bir anda çıkardım. Eteğini yukarı çekip bluzunun düğmelerini ilikledim ve tam gıdısına bir ısırık konurdum. O saçlarını toplarken ben de sepette bulup yere attığım çamaşırını, etindeki kanı silmesi için verdim. Fermuarımı kapayıp çıkış kapısını açtığımda yaşlı teyze hâlâ merdivenleri çıkıyordu. Çapkın bir bakışla merdivenlerden inerken telsizden de işçiler şu anonsumu dinliyordu:

Yıkım iptal!!!

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.